17 Mayıs, 2011

ışığın sözleri

iki beton binanın arasından
özgürlük rengi -yeşil- yaprakların
üzerine yansıyan sen.
güneşin kuzeni
gelecek için bir şeyler vaad eden
tırtılın kelebek olmasından bile daha gizemlisin.

öyle ki sana her baktığımda
daha bir merak ediyorum
olup bitenleri,
yitenleri.

?

bir çemberde gördüğün
yuvarlaktan başka olacak
o zaman susamanın verdiği öksüzlük
yerleşecek zihnine.
dudaklarındaki tek mana
ufak bir pembeden öteye gitmesin
izin verme
bugün ol,yarınlarda
kirpiklerin haylaz olsa bile
elleme,hep orada kal.
kelimeleri,saniyeleri,adımları
birleştirme.
ölüm özgürlük olsun,
değme.

saklan-ma

saklanacağın yeri hep söylerdin
başlamadan önce saklambaca.

takip

her soğuğunda sabahın
dalgakıranla sevişen dalgalar vardı
son vapur seferinden
arta kalan bir kaç anıyla
tükendiler.
sen-den sonra
ne martı takip ediyor vapuru
ne yelkovan akrebi.

gün keşfi

devinimimi tamamlayamayan günler
ilkin durgun olur
yozlaşmış
sızısı yakar
bu soğukta bile
o mağrur boşlukta.

günleri aldırmayan denizse
kayar
ayaklarımın altından
martı çığlıkları arasında.

ruh

sonsuzumdan armağan
porselenden yapılmış bir vazo
ufak bir rüzgarda kırılmaya mahkum
kırma onu,hüzün kalmasın karnımda
aklımda da uyku olmasın.

diyorum ki sana;
gökyüzünü ağlatma
sonsuz olamasan da hep ruhum ol.

nasihat

düşe kalka büyünür demişti annem
'ben'dim her düştüğümde büyüdüğümü hisseden.